Loading...

İnsan Kalbi


 

İNSAN KALBİNİN İRFAN MAHALİ OLUŞU

 

Cenabı Hak (Hadis-i Kudside) buyuruyor ki:

“Ben göklere ve yerlere sığmam, fakat mü’min kullarımın kalbine sığarım.

Ey insanoğlu:

Kendinden sefer eyle, ilk adımında beni bulursun, gizli seferinden yoksun kalan zahir seferine tutulur ve onun benden uzaklaşmasından başka bir şeyi artmaz.

Ey insanoğlu!

İnsan bedeninde bir et parçası vardır ki adı kalbtir. Onun özünde ruh, onun içinde sır vardır. Sırdan sonra nur ondan sonra da ben vardır.

Kainatı ve onda bulunanları ben yarattım. Benim insan sırrımdan başka mekanım yoktur.

Ey insanoğlu!

Dünyadan yüz çeviren kimse ahirete, ahirettende yüz çeviren ise bana döner. Bana dönen kimse ise bedenden ruha ruhtan sırra geçer, ondan sonrada bana kavuşur.

Ey insanoğlu!

Benim huzuruma ermek isteyen ne mülke ne melakuta ne de ceberruta bakar. Kim onlardan birine razı olursa gayesine vasıl olmaz. Çünkü miraç, dünya ile ilgili olan şeyleri ortadan kaldırmak ve benim likam ile ünsiyet peydah etmektir.

Benim cennet cehennem, sevap ve ceza için olmayan kullarım vardır ki ben onları muhabbetim için yarattım.

Ey Kulum!

Ben senin içinim, ya sen kimin içinsin? Ben seninleyim, ya sen kiminlesin? Eğer nefsini bana getirirsen rızamı, kalbini verirsen cemalim seninle olur.

Ey insanoğlu!

Ben sizin şekil, suret ve güzelliğinize bakmam. Ancak kalplerinize ve niyetlerinize bakarım. Eğer dünya sevgisi olmasaydı mü’min kulumun kalbi benimle olur ve o kulum semanın melakutunu (Bilinmeyen alemini) görebilirdi.

Ey insanoğlu!

Bana bir karış yaklaşan kimseye ben bir adım yaklaşırım. Bana bir adım yaklaşan kimseye ben bir kulaç yaklaşırım. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşır bende onu sever ve sevdiğimin işiten kulağı, gören gözü, konuşan dili, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Yani kulum benimle görür, benimle duyar, benimle konuşur, benimle tutar benimle yürür. Kulum bana farz ibadetlerle yaklaştığı kadar hiçbir şeyle yaklaşamaz.

Ey insanoğlu!

Ban sana senin ayıplarını örterek yaklaşırım. Fakat sen benden gafil olur kaçarsın. Eğer kardeşlerin sende bir günah kokusunun bulunduğunu farketseler senin yanında oturmazlar. Ben günahları örten ve Halim olan Allah’ım.

Ey insanoğlu!

Sabahladığın zaman iki büyük nimet arasında olursun. Bu nimetlerden hangisi dahi büyüktür? Bunu sen bilemezsin. Eğer benim senin hakkındaki bildiklerimi kullarım bilselerdi hiçbiri seninle konuşmazdı. Fakat ben Gafur ve Rahim’im.

Ey insanoğlu!

(Yaptığın her işte) eleminde, kederinde, sevinç ve izzetinde ben seninle birlikte idim. Her şeyinden haberdar idim. Sana bakıyorum. Senin dışında ve içinde olan her zerreyi murakabe etmekteyim. Seni her yandan kuşattım. Senin hem koruyucunum. Hemde bütün işlerinde tasarruf sahibiyim. O halde bana (ve nimetlerine) şükret. İbadet eden bir kul ol. Bana gel ve bana mütevekkil ol. Sen benden razı ol ki. Bende senden razı olayım seni seveyim ve sana yeteyim. Her nerede olursan ol orada beni bulursun.”

Marifetname

Erzurumlu İbrahim Hakkı hz. (k.s.)