islamiHit.com Arama Motoru
 
HAKİKATE AÇILAN KAPI
 
  Ana Sayfa
  Haftanın konusu
  Üç Ayların Fazileti
  Kur'an-ı Kerim oku ve dinle
  Kur'an-ı Kerim
  => Fatiha
  => Ankebut suresi
  => Yasin suresi
  => Muhammed suresi
  => Fetih suresi
  => Rahman suresi
  => Vakıa suresi
  => Haşr suresi
  => Mulk suresi
  => Cinn suresi
  => Nebe' suresi
  => İnşirah suresi
  => Asr suresi
  => Maun suresi
  => Kafirun suresi
  => Nasr suresi
  => İhlas suresi
  => Felak suresi
  => Nas suresi
  Oruç
  Hz.Ali'nin Öğüdü
  Hanım Sahabiler
  Allah Dostları
  Akaid İmamları
  Mezheb İmamları
  Altın sözler
  Sözde Selefilere reddiye
  İmam-ı Gazaliden
  Ahmed er-Rifai'den
  El-Hac Tarhan Bilgiç
  Marifetname
  Akide
  Nefsin Mertebeleri
  Tasavvuf adabları
  Tasavvuf Nedir?
  Mürşid-Şeyh Kimdir?
  Rifai Esası
  Zikir Mertebeleri
  Hz. Mehdi ve Kıyamet
  Öğütler
  Ruh
  Mekke ve Medine
  Esma Kasidesi
  Hz.Ali'nin Kasidesi
  Şiirler
  Şeytanın 12 sözü
  İletişim
  Anket
  Sayaç
  Namaz Vakitleri
Maun suresi

107-EL-MAUN SURESİ

 

Bu mübarek sûre, Et-Tekâsür sûresinden sonra Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur. Yedi âyet-i Kerîmeyi içermektedir. Esirgenmeyecek bir yardım demek olan "Maun" kelimesile nihayet bulduğu için kendisine bu isim verilmiştir: Buna "Ereeyte" ve "Din" sûresi de denilmiştir. Bundan evvelki Kureyş sûresinde CenabHak'kın Kureyş'i açlıktan koruduğu ve onları ibâdetle mükellef kılmış olduğu bildirilmişti, bu sûrede de dini yalanlayan, Allah'ın emrine muhalefet ederek cimrilikte bulunan kimselerin ahlâksız hâllerine işaret olunduğu cihetle bu iki sûre arasında mühim bir münâsebet vardır. Ve Kureyş kabilesi hakkında bir tehdide de taşımaktadır.

 

 

1. Gördün mü o kimseyi ki: Dini yalanlar.

1.    Bu mübarek sûre, dini yalan sayan, muhtaçlara yardımdan kaçınan, riyakâr olup yan il arak namaz kılan ve son derece cimri bulunan herhangi bir şahsın o pek çirkin vaziyetini nazarı dikkate sunmaktadır. Şöyle ki: Ey Peygamber!. Veya ey akıllı, düşünen insan!. (Gördün mü?) Yâni: Hâline vâkıf olup bildin mi (o kimseyi ki: Dini yalanlar.) açık ve parlak olan İslâm dininin gerçekliğini, yüceliğini tasdik etmez, küfür içinde yaşamaktan çekinmez.

Böyle "Gördün mü" gibi soru yoluyla olan hitaplardan maksat, beyan olunacak şeylere işitenlerin dikkatini çekmek ve onları güzelce anlamaya teşvik eylemektir.

Mutlak surette bildirilen dinden maksat da İslâm dinidir. Çünkü, Kur'an-ı Kerim ve müminlerin ıstılahıma mutlak dinden maksat, İslâm dininden ibarettir, diğer dinlere ise mutlak surette din denilemez, belki: Sınırlandırılarak Hıristiyanlık dini, Yahudilik dini gibi bir şekilde ifade edilir. "Tefsir-i Kebir."

 

 

2.  İmdi o kimseler ki: Yetimi it ive ri r.

2.        (İmdi o) İslâm dinini inkâr eden şahıs (o kimsedir ki: Yetimi itiverir.) yanından şiddetle kovar, ona bir hakaret gözüyle bakar, onun bir ihtiyacını bertaraf etmeğe yanaşmaz.

 

 

3. Ve yoksula yemek yedirilmesi için teşvikte bulunmaz.

3.  (Ve) O kimse, öyle cimri ve iyiliksever olmaktan öyle uzaktır ki, (yoksula yemek yedirilmesi için) başkalarını da (teşvikte bulunmaz.) bir hayra vesile olmak istemez, başkalarının iyilikte bulunmalarını bile kıskanır.

Bu mübarek âyette şuna işaret vardır ki: İnsan, elinden geldiği takdirde yetimlere, fakirlere kendi malından yardım etmelidir. Kendi malı olmadığı takdirde başkalarını öyle bir yardımda bulunmaya güzel bir şekilde teşvik eylemelidir. İnsaniyet adına iyiliksever bulunmalıdır.

Bir rivayete göre bu âyet-i kerimenin bildirdiği kimseden maksat; Ebû Cehil'dir ki: Bir yetimin vasisi bulunuyordu, o yetim bir gün çıplak bir hâlde Ebû Cehl'in yanına gelmiş, onun yanındaki kendi malından bir şey istemiş, Ebû Cehil ise o yetimi fena bir surette def etmiştir. Yahut o kimseden maksat, münafıklardan bir şahıstır. Maamafih bu ilâhi beyan, bütün o gibi cimri kimseleri hitab etmektedir.

 

 

4. Artık vay hâline o namaz kılanların ki:

4.     (Artık vay hâline!.) Yazıklar olsun, şahısları azaba lâyıktır, (o namaz kılanların ki:) Bedenen ve lisânen namaz kıldıkları hâlde o namazdan ruhen yararlanamazlar. gafletten uyanmazlar, ahlâki fazilet ile vasıflanmaya çalışmazlar, yoksullar hakkında bir şefkat, muhabbet duygusu beslemezler.

 

 

5. O kimseler ki: Onlar namazlarından yanılanlardır.

5.    Evet, azaba lâyıktır, (O kimseler ki: Onlar namazlarından yanılanlardır.) yâni, lisânen okuduklarından gaflette bulunurlar, ona ehemmiyet vermezler, unutma ve hatadan hiç kurtulamazlar, ne için okuduklarını, rüku ve sücutte bulunduklarını asla düşünmezler.

Bu yanılmadan maksat, namazların vakitlerini, şartlarını gözetmemek, bütün namazları birer yanılma ve gaflet içinde kılmaktır. Namazlara ehemmiyet vermemektir. Yoksa hakikî bir mü'mîn de bazen namazlarında yanılabilir, bunun telâfisi için sehiv secdesi ve namazı iadesi, meşrü'dur. Kasde dayalı olmayan bir yanılma ve hata bu müslümanlar hakkında affedilmiştir.

 

 

6.  O kimseler ki: Onlar göstericilerdir.

6.    Evet.. (O kimseler ki: Onlar, göstericilerdir.) insanlara gösteriş için namaz kılarlar, sırf Allah rızâsı için, samimi bir kalp ile ibâdette bulunmuş olmazlar, riyakârca bir hâlde yaşar dururlar, elbette ki: Onlar, azabı hak etmişlerdir.

 

 

7. Ve menedilmesi âdet olmayan bir şeyi bile menediverirler.

7. (Ve) Onlar, öyle cimri, hayırdan uzak kimselerdir ki: (men edilmesi âdet olmayan bir şeyi) yâni: Gerek fakirlere ve gerek zenginlere istedikleri zaman men edilmesi âdet olmayan en âdi şeyleri bile, meselâ: bir içim suyu, bir parça tuzu, bir ateş parçasını, bile vermezler, emaneten verilecek bir kabı, bir baltayı, bir keseri bile vermekten kaçınırlar. İşte bu gibi şeylere "Maun" denilir.

Artık öyle cimri kimseler, zekât verirler mi?. Yetimlere, yoksullara yardımda bulunurlar mı?. Onların namazları da samimî değil, bir gösteriş içindir. Böyle bir riya = gösteriş ise küfürden bir parça bulunmaktadır.

Kısacası: Bu mübarek sûre, bizlere telkin etmiş bulunuyor ki: Bir insan, samimi bir surette müslüman olmalıdır. İslâm dininin yüceliğini kalben ve lisânen tasdik etmelidir, fakirlere zaiflere de elden gelen yardımı esirgememelidir. Dinî vazifelerini bir şekv ile, bir uyanıklıkla seve seve yapmaya çalışmalıdır. Allah'ın himayesine sığınarak her hususta muvaffakiyyatı Kerem Sahibi Mâbud'tan temennide, niyazda bulunmalıdır. Ve başarı Allah'tandır.

Saat  
   
Facebook beğen  
   
Reklam  
   
Ayet  
  Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et.
( Tur suresi 48. ayet)
 
Hadis  
  Çok kaygı çekme, mukadder olan olur, takdir olunan rızkında sana gelir.  
 
  Gel aldanma bu dünyaya sonu viran olur birgün. Senin kurduğun bu demler elbet yalan olur birgün. Hangi güzel yüz ki toprak olmadı, hangi ceylan göz ki yere akmadı.  
ziyaretçi 82759 ziyaretçi (184523 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=